Daha genç, daha sıkı ve daha canlı bir cilt arayışında olanlar için son yıllarda öne çıkan yöntemlerden biri de mezoterapidir. Yüz ve boyun gençleştirme, vücut şekillendirme, inatçı yağ birikimleri ve selülit tedavisi gibi geniş bir uygulama yelpazesine sahip olan mezoterapi; ameliyatsız ve minimal invaziv bir yöntem olması sayesinde giderek daha fazla kişi tarafından tercih edilmektedir.
Vitaminler, mineraller ve çeşitli bitkisel özler barındıran mezoterapi enjeksiyonunun içeriği; hastanın bireysel ihtiyaçlarına ve tedavi edilecek bölgeye göre kişiye özel olarak belirlenir. Bunun yanı sıra mezoterapi, hem kadın hem de erkek tipi saç dökülmesinin desteklenmesinde de başvurulan etkili bir yöntemdir.
Dolgu gibi klasik kozmetik enjeksiyonlar yerine; vitamin, mineral ve bitkisel bazlı doğal içeriklerle cildini içeriden dışarıya doğru beslemeyi tercih edenler için mezoterapi ideal bir seçenektir. Peki mezoterapi neden bu kadar popüler hale geldi? Ne işe yarıyor ve neden estetik tıpta bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor?
Mezoterapi tekniği, 1950’li yıllarda Fransız bir hekim tarafından geliştirilmiş; ilk dönemlerinde ağrı tedavisi amacıyla kullanılmıştır. Günümüzde ise dünyanın pek çok bölgesinde cilt gençleştirme ve vücut şekillendirme alanında geniş bir uygulama alanına kavuşmuştur. Mezoterapinin başlıca kullanım alanları şöyle sıralanabilir:
Mezoterapi tekniğinde; mezoderm adı verilen cildin orta tabakasına, çok ince uçlu iğneler aracılığıyla vitamin ve mineral içerikli enjeksiyonlar uygulanır. Buradaki temel amaç, cilt hasarına ya da yetersiz kan dolaşımına yol açan iltihaplanma gibi altta yatan sorunların düzeltilmesini sağlamaktır.
Mezoterapide enjekte edilen maddelerin sabit bir standardı bulunmamaktadır. Hastanın bireysel ihtiyaçları doğrultusunda farklı içeriklerden oluşan kokteyller hazırlanabilir:
Geniş kullanım alanı ve yüksek etkinliği ile mezoterapinin sunduğu pek çok fayda bulunmaktadır. Bu faydalar şöyle özetlenebilir:
Cilt parlaklığı ve sıkılığı için en etkili ameliyatsız tedavi seçeneklerinden biri olarak öne çıkan mezoterapi; vitamin, mineral ve bitkisel özler aracılığıyla cilt sağlığını ve güzelliğini destekler. Cilt altına enjekte edilen doğal içerikli bir çözümle çalışması, bu yöntemi güvenle tercih edilir kılan başlıca özelliklerdendir.
Genel olarak değerlendirildiğinde mezoterapi; yorgun, mat ve donuk görünen cilt ile yüzeysel kırışıklıklar üzerinde hızlı bir tazelenme etkisi sağlar. Aynı zamanda toksinlerin atılmasına destek olarak yavaşlamış kan dolaşımının iyileştirilmesine de katkıda bulunabilir.
Mezoterapi ayrıca ciltteki renk düzensizliklerinin giderilmesinde, akne ve cilt lekelerinin tedavisinde ve içten aydınlanmış, canlı bir cilt görünümü elde edilmesinde de tercih edilebilmektedir.
Çeşitli vitamin kokteylleriyle hazırlanan enjeksiyonlar, yaşlanma belirtileriyle mücadele etmek amacıyla kolajen üretimini de uyarır. Bu sayede yaşlanma sürecine karşı daha dirençli, sağlıklı bir cilt için uygun bir zemin oluşturulur. Mezoterapi kokteylleri; cildi gençleştirmek, onarmak ve beslemek amacıyla 50’den fazla doğal bileşen içerebilmektedir.
Mezoterapi, deneyimli bir uzman tarafından uygulandığında minimum yan etki ve komplikasyon riski taşıyan, ağrısız bir tedavi yöntemidir. İşlem öncesinde uygulanan uyuşturucu krem sayesinde yalnızca hafif bir enjeksiyon hissi algılanır. Ortalama olarak 20-25 dakika süren pratik bir işlemdir.
Pek çok kişinin öncelikle cilt gençleştirme yöntemi olarak tanıdığı mezoterapi, aslında saç ve vücut gibi farklı alanlarda da başarıyla uygulanmaktadır. Kolajen üretimini desteklemek ve sağlıklı bir cilt, vücut ve saç görünümü elde etmek amacıyla, farklı aktif bileşenlerden oluşan çeşitli kokteyller kullanılır. Cilt için uygulanan mezoterapinin sağladığı başlıca faydalar şunlardır:
Bunlara ek olarak; selülit tedavisi, vücut kontürünün iyileştirilmesi, cilt çatlakları, saç dökülmesi ve bölgesel yağ fazlalığının azaltılması gibi alanlarda da mezoterapi kokteylleri etkin biçimde uygulanmaktadır.
Enjeksiyon içeren her prosedürde olduğu gibi mezoterapide de çok nadir görülen bazı yan etkilerden söz edilebilir. Bunlar arasında; uygulanan vitamin kokteyline karşı gelişen alerjik reaksiyon, tedavi bölgesinde morarma, şişlik ve iltihaplanma yer almaktadır. İşlem deneyimli bir uzman tarafından gerçekleştirildiğinde bu risklerin görülme oranı son derece düşüktür. Nadiren bildirilen diğer yan etkiler ise şunlardır:
Mezoterapi, kesi ya da cerrahi müdahale gerektirmediği için günlük yaşamdan uzak kalmayı gerektirmez. Pek çok kişi işlemin hemen ardından günlük aktivitelerine ve iş yaşamına dönebilmektedir.
İşlem sonrasında tedavi bölgesinde hafif bir kızarıklık gözlemlenebilir. Ancak mineral içerikli bir fondöten uygulayarak aynı gün rahatlıkla sosyal ve iş hayatınıza dönebilirsiniz. Bu kızarıklık, genellikle 24-48 saat içinde kendiliğinden azalmaktadır.
Mezoterapide gereken seans sayısı; kişinin cilt yapısına, hedeflenen bölgeye ve tedavi ihtiyacına göre farklılık göstermektedir. Örneğin bölgesel incelme için genellikle 2-4 hafta aralıklarla 2-4 seans önerilmektedir. Uygulanacak bölgenin durumuna bağlı olarak bu seans sayısı artırılabilir.
Selülit tedavisinde ise 3-4 hafta aralıklarla 3-4 seans uygulanması önerilir. Ameliyatsız tedavi seçenekleri arasında etkinliğiyle öne çıkan mezoterapi, özellikle hafif ve orta derecedeki selülit tablolarında başarılı sonuçlar veren bir yöntemdir.
Cilt görünümünü iyileştirmeye yönelik mezoterapi uygulamaları ise genellikle 2-3 hafta aralıklarla ortalama 3-4 seans halinde gerçekleştirilir. Hastalar işlemin hemen ardından cilt görünümlerinde belirgin bir iyileşme fark ettiklerinden, cilt mezoterapileri en çok tercih edilen mezoterapi uygulamalarının başında gelmektedir.